Yabancı müzik tutkumun başı,hissettirmese de 90’ların sonuna 2000’lerin başına dayanır. Hikayemi şöyle anlatayım değerli okurlar.

94 doğumluyum. Hayatın her türlü sillesini tatmış birisiyim hemen hemen bu 19-20 senelik ömrüm boyunca. Tabi tadınıçıkarmaya çalıştık mı ? Evet. Her acıdan ders çıkardık mı: Evet. What doesn’t kill you makes you stronger…

Çocukluk

4-5 yaşlarım. Daha okula başlamamıştım,ama bir çok çocuktan daha çok gözüm açıktı o yıllar. Mesela okul okumadan okuma ve yazma alışkanlığı,kolay bir şeyleri akılda tutma vs… Sabah işe giderken annemle rahmetli babam beni anneannemin taa 5 dk uzaklıktaki karşı sitedeki 2 oda bir salon kira evine bırakırlar idi. Ben çocukluk evremde bilgisayar yokken,hatta ADSL denen devrim niteliğindeki teknolojinin esamesi yokken bilgisayarla ilk tanışanlar arasındaydım,ciddiyim. O dönem dayımın Celeron işlemcili Win98 yüklü bir bilgisayarı vardı. Hatta AverTV denen bilgisayardan karasal TV teknolojisini bize getirmesi de dayımın ileri görüşünün eseriydi. O dönem dayımın koca salondaki raflarındaki isimsiz rewritable CD’leri rastgele kurcalarken o dönemin şarkılarının içinde bulunduğu MP3’lerin yer aldığı birkaç CD’nin içinden bir takım şarkılar keşfetmiştim.  Böyle başladı bizim yabancı müzik maceramız. İlk başta Level dergisinin CD’sinden Sounds Like A Melody (Alphaville),Take On Me (Aha),sonra bilimum cd’lerden Bıg In Japan (Alphaville),Bye Bye Bye (N’Sync) ve aklıma gelmeyen onlarcası. O dönemin medya oynatıcısı ise RealOne Player idi. Hatta o dönemin web browseri ise Netscape Navigator idi ama dediğim gibi ADSL yoktu. 😀

Şimdi o evi ve bilgisayarın olduğu yeri hatırlıyorum,gözüm doldu samimi söyleyim… Kral TV açık 37 ekran TV, anneannemin dandik sayılabilecek döşeği,tüp sobası vs vs…. Şimdi eşyalar hariç o ortamdan eser yok. Babam 2005’te vefat edince bizim eve taşındılar. Evi boşaltma gününü de hatırlıyorum,bir sürü toz çer çöp çıkmıştı koca evden vs vs…

 2000’lerdeki Yabancı Müzik Anlayışı

2002 yılına kadarki Türkiye’de yabancı sözlü müziğin gelişim durumunu kabataslak anlatayım.

O dönemde yabancı müziğe erişmek çok zordu ve maharet istiyordu.  Maharetten kasıt, Biraz daha ileri zeka ve bütçe (dial-up + CD’ler) istiyordu. Tarz takılanlar da çoktu (rapçi rockçu metalci vs.) 

Yabancı müzik medyası ise o dönemin varlıklı kesmine ulaşan MTV Europe etrafında toplanmıştı,Türkiye’de ise TV bazında değil. (O zaman tek bir müzik televizyonu vardı: Türkçe çalan ve Türkiye’de ilk olan Kral TV)

TV’nin olmadığı yere kim girer: Radyolar. Evet, radyo bazında bu sektörün ilk öncüsü ve popüler&sembol radyosu 100’den çeken Power FM,pek takılmadığım Capital Radio ile (günümüzde halen var ancak sahibi ve yayın politikası değişik),adına aşina olduğum ancak o dönemler fazla kulak vermediğim Metro FM (günümüzde halen var ve şimdi sıkı bir dinleyicisiyim) çevresinde dönüp duruyordu. Ha,o dönem Mydonose da vardı ancak halen devam ettirdiği kendine özgü bir formatı vardı,doğru…

O dönem apaçiler var mıydı: Vardı ancak sayısı azdı,kendi çaplarında modifiye arabalarda son ses açılmış anfilerle kızları tavlamaya çalışıyorlardı. Fenomen single’lar var mıydı: Yine evet. Ancak yayılma yöntemleri biraz ana haberlere çıkma durumuna bağlıydı vs… Türkiye’de neler modaydı: Hip hop RNB sektörü ve Latin Pop. Hey gidi günler,meğersem ne çok şey biliyormuşum…

2000’lerin başından Sean Paul  – Get Busy,Las Ketchup – Asereje ve Nelly ft Kelly Rowland – Dilemma aklıma ilk gelen single’lar arasında. Daha onlarcası var.

Sonuç

Şimdi bütün zevkler ve jenerasyon,popüler kültür,müzik anlayışı kimi noktalarını yadırgasak da 0’dan yaratılmış vaziyette… Gelişen teknolojinin bizi saran büyüleyici etkisi ve ayriyetten insanların hayat standartlarının git gide gelişmesi,gözlerinin git gide açılmasının sonucu. İlgiyle,kimi zaman da ağzımız açık takip etmekteyiz… Özellikle bazı şarkılarda bunu net gözlemleyebiliyor,erkek kadın farketmez insanların ne istediğini anlayabiliyorum gözümde canlandırıyorum. En uç,özel,mahrem noktasına kadar. 😉

Bu yazının devamını daha sonra  ayrı bir yazı olarak getireceğim devamı ise 90’lı yılların boyband&girlband anlayışıyla şimdinin anlayışı arasındaki farklar olabilir diye düşünüyorum. Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez. Saygılar.

Reklamlar