Uzun zamandır bir Virgin Radio dinleyicisi olarak ilgimi çeken ve takdirimi toplayan bir projeydi Canlı Yayın Otobüsü. Ben hep radyoların dinleyiciyle bütünleşmesini ve gelişen teknolojiyle birlikte bir zamanlar hayal olan uzaktan canlı yayın projelerine ilgiye bakmışımdır. Bu radyodan uzun senelerdir dinleyicilerine ulaşan ve benim de ilgiyle takip ettiğim Türkiye’nin en sevilen radyocularından “Geveze” ,bir süredir İstanbul ‘u ve ülkenin Ege ile Akdeniz sahil kesimlerini bu otobüsle turlamış,sabah programını bu otobüsteki stüdyo içerisinde yapmıştı.
Bu otobüs ileride Ankara ve İzmir’e gelecek müjdesini duymamla birlikte,yaşadığım Başkent’e geleceği günü iple çekmeye başladım -hatta paniğe kapıldım ya tatilde olursam diye-,sosyal medyadan sıkı takibe aldım. Ve 3 Ağustos’tan itibaren 2 haftalığına Başkent’in gözde alışveriş merkezi Next Level’a geleceği haberiyle beni sevindirdi.
İlk geldiği hafta şahsi işlerim nedeniyle gidememiştim. Otobüse gitmek,11 Ağustos yani bu sabaha nasip oldu benim için.


Biyografi


Birçoğunuz tanıyordur ancak tanımayanlar için özetle Geveze’den bahsedelim. 1970 yılında İstanbul’da doğan ve radyoculuktan önceki mesleği turizmcilik olan Geveze,1991 yılında radyoculuk kariyerine başladı. Number 1 FM’den başlayarak farklı radyolarda senelerce başarılı yayınlara imza atıp,Türk radyoculuğunun sevilen isimlerinden biri oldu. Bununla da kalmadı. Televizyon programcılığı,kişisel gelişim ve iletişim eğitmenliği,müzisyenlik,tiyatroculuk,yazarlık,yelkencilik,resim gibi yetenekleriyle 10 parmağında 10 marifet olduğunu ispatladı, Show sektörünün aranan isimlerinden biri oldu. 2010 yılında Power FM’den, yakın dostu Bay J ile birlikte o dönem Doğuş Grubu bünyesindeki Virgin Radio’ya transfer oldu. Aralık 2013’te Virgin Radio’nun Karnaval’a geçmesiyle birlikte,Karnaval Medya’yla yola devam etti.

Neler yaşadım ?
Saat 8:10 sularında otobüse ulaştım. Devasa otobüsü görmemle heyecanlanmam bir oldu. Heyecanım önce içeriye adım atınca,sonra da kuyruk beklerken Geveze’nin sesini duymamla -ki ilgi gayet yüksekti- azaldı. Sonra sıra bana gelince stüdyoya geçtim ve Geveze’nin elini sıktım,kendimi tanıttım. Sıcak tavırlarıyla bizleri karşıladı birkaç kişiyle. Yayın sıramızı beklerken,sürpriz hediyelerden birini kazanmak için bir top çektik,en yüksek değerli ödül 1000 liralık uçak biletiydi. Topların içerisinde,farklı farklı sözlerin yazdığı kağıtlar vardı,sanırım her biri bir ödülü simgeliyordu. Bu sözlerden biri bana çıktı,karşılığı da Next Level’dan alışveriş çeki imiş. Şaşırdım ilk başta, hatta acaba bana uçak bileti mi çıktı diye de düşündüm. Sonra ödül kazandığıma radyoyu temsil eden ve fotoğraflar çeken görevlinin adımı isteyip not almasıyla ve danışmadan alabileceğimi söylemesiyle inandım. Fakat değerini öğrenemedim,alacağım zaman öğrenecekmişim. Tahmini değerinin en az 50 lira old. düşünüyorum,bir ara paylaşırım.
Sonra yayına girmeye yakın Geveze’nin çaprazındaki kırmızı,bar taburesine benzeyen fakat farklı bir görünümü olan koltuğa oturdum. Neoplan marka üst sınıf otobüsün yarısı stüdyoya çevrilmiş. Stüdyoda 2 bilgisayar, 3 mikrofon ve 3 sandalye vardı. Bir bilgisayarda Teamviewer üzerinden yönetilen ve merkezi İstanbul’daki merkez stüdyo olan RCS sanal stüdyo yazılımı,diğerinde de Geveze’nin mesaj ve notlarına baktığı normal amaçlı bir bilgisayar vardı. Bir mikrofon Geveze’nindi,bir mikrofon benim oturduğum kırmızı renkli koltukta,sonuncusu da ayakta konuşacak dinleyiciler içindi. Mikrofonların dönme özelliği de vardı,yani mikrofon hizalanabiliyordu. Sonuncu pencere kenarındaki sandalye, Geveze’ye her program gerek organizasyon,gerek de günün konusu,kız muhabbeti,doğum günü şakaları gibi konularda eşlik eden asistan abla,çok değerli Nesli Kızıltuğ idi. O da laptop’ından gerek canlı yayına gelen mesajları okudu,gerek ilgi çekebilecek haberleri inceledi,gerek de Word metni üzerinden program akışını kontrol etti. Yaptığı işi takdirle karşıladığımı söyledim,teşekkür etti. Tatlı,cana yakın bir abla.
8:20 civarında benim olduğum grubun sırası geldi ve konuşmaya başladım. Geveze her gün bir konu belirler ve bu konuyla ilgili gerek dinleyicilerini canlı yayında,gerek de sosyal medyada görüşlerini sorar. Günün konusu “idealinizdeki meslek” idi. Genelde ilişkilerin konuşulduğu programda,ilişki tecrübesi olmayan biri olan ben için,tam da bana uyan bir konuydu. Pası bize atınca önce konuşabilir miyim dedim. O da “Evet” dedi,adımı söyledim “Adım Mert” diye başladım,”Hoş geldin Mert,soralım sana idealindeki meslek nedir” dedi. Ve bahsetmeye başladım tatlı bir heyecanla,idealimdeki mesleğin “Medya Patronluğu” olduğunu anlattım. Çünkü sorusuna ise “küçüklüğümden beri medya işine heves ediyorum” diyerek,hareketli aktif dinamik eğlenceli bir iş medya işi gibi tanımlar kullandım,yayın ortamının çekiciliğinden ve bu imkan konusunda şanslı olduğumuza yönelik örnekler verdim. Geveze ise bu yaratıcı konuşmamı kendinden bir anekdotla destekledi. “7 yaşından beri aslında bu işle ilgileniyorum,ben ilk radyo vericimi 7 yaşında yapmıştım,ciddiyim” dedi ve beni takdir etti. Dinleyicilerin hepsi farklı ve güzel cevaplar verdi,Geveze de en çok kazanan meslekler araştırmasını bilgisayarı üzerinden paylaştı ayrıca,tıpçılar ve dişçiler çok kazanıyormuş sanırım.
Hemen ardından,yeni sırada bekleyen kişilerle birlikte,meydanı diğer dinleyicilere devretmeye teşvik edildik. Program sponsorlarından Starbucks’ın görevlisi de bir termosla araçtaydı,katılımımın karşılığı Starbucks üretimi bir fincan sütlü talep ettiğim sabah kahvesini Starbucks’ın meşhur plastik bardağıyla ve kalem yazısıyla ikram etti. Var ya,1 şekerli de mükemmel gidiyor,gayet hoşuma gitti. Araçta yolcu koltuklarının yanı sıra,bir adet yumuşak ve büyük bir koltuk da vardı,oraya da oturduk. Katılımcı kitlenin yüzde 60’ı bayanlardan oluşuyordu. Reklam aralarında,ara ara stüdyoya girme imkanım,gerek Geveze’yle,gerek de Nesli ablayla havadan sudan,birbirimiz hakkında sohbet etme imkanımız oldu. Artı Geveze’nin sohbetlerine ben de yer yer katıldım. Artı ekranları yokladım. RCS sanal stüdyo yazılımı benim ilgimi en çok çeken şey oldu,reklamlar şarkılar sweeperlar orda görülüyor. Nesli ablaya sordum şarkılar nerden yönetiliyor,İstanbul’dan mı diye,o da “evet İstanbul’dan” dedi. Normalde aslında 3 bilgisayar olur diye hatırlıyorum,sanal stüdyo ve normal bilgisayara ek Selector adlı playlist yazılımı vardır,Selector’den gelen şarkılar,sweeperlar ve reklamlar,yayın sisteminin can damarı vazifesi gören Master Control’e aktarılır. Müziğin sesi de aralarda hafif hafif geliyordu,sanırım Geveze’nin kulaklığından. Her an yayına girilme olasılığından ötürü deneme fırsatım olmadı. Genelde sohbetlerimiz medya sektörü,müzik, eğitim,Ankara-İstanbul karşılaştırması gibi konularda geçti. Fotograf çeken Karnaval Medya görevlisiyle de muhabbetimiz oldu İstanbul’a gelmek gibi konularda. Geveze,”kocaman stüdyo” tabirime şaşırdı “aslında fazla büyük sayılmayız,tek bir katta yayın yapıyoruz” dedi,ben de dedim ”bir sürü radyo stüdyosu yan yana” 😀
Stüdyodaki teknik ekipmanlar da dikkat çekiciydi. Geveze’nin gülme efektlerini yönettiği bir efekt makinesi,bilgisayar kasaları,otobüsün çatısındaki yayını merkez stüdyoya iletilmesinde kullanılan ve TV araçlarından tanıdık gelen bir çanak,mikrofonların açıp kapanmasını sağlayan ve müziğin yayına hangi şiddette vermede kullanılan farklı amaçlarla kullanılan 5-6 çubuklu mixer dikkatimi çekenler arasındaydı. İstanbul stüdyoyla da ara sıra yayına pas atma konusunda konuşuyorlardı.
Programın önemli bölümleri de sanırım konsantrasyon amaçlı ziyaretçiye kapatılıyordu,biz de saygıyla karşıladık. Mesela Nahit ile Sinan’ın sohbeti,doğum günü şakası ve en son veda hikayesi bölümlerinde dışarıdaki koltuklarda bekledik. Aslında canlı veda hikayesi dinlemeyi isterdim,fakat Geveze’nin hata yapmasının önüne geçmek için dışarı çıkmayı kabul ettim. O arada da ikinci bir bardak kahve teklif edildi bana Starbucks görevlisi tarafından. Radyodan takip ettim. Bu arada radyoyla stüdyo arasındaki saniye farkı 1-2 saniye. Artı gideceklere bir tüyo: Canlı yayın bölümüne kahve ile geçmeyin,Nesli abla bu konuda ısrarcıydı,ikinci kahvemi içerken tam sohbet etmeye yeltenirken yakaladı abla beni,ben de çok çok pardon dedim 😀
Bölümler demişken,bugün Nahit ile Sinan’ın sohbet bölümü vardı. Fakat onlar sanırım İstanbul’dan telefonla katıldılar,onlar yoktu,sadece Geveze ile Nesli vardı.
Reklam aralarında Geveze ile fotoğraf çekinenler oldu. Biz de çekindik. Aslında kendi telefonumla çekinecektik fakat eski teknoloji olduğunu söyleyince o da kendi Galaxy Note 4 telefonuyla bana jest yaptı,kendi 100 bin kişilik Facebook sayfasına koydu. Bu jestine çok sevindim.


Ardından benim konuşmamdan sonra gelen grupla toplu şekilde bir fotoğraf çekindik onu da facebook’ta paylaştı. Burda da en komik,en çılgın pozumuzu vermemizi istedi reyiz bizden,gayet süper olduk 😀


Stüdyoya gelenlerin sayısı saat 9:15’ten sonra azalmaya başladı. En son gelen konuk,bir arkeoloji öğrencisi kız idi ve Akadça yazıların bulunduğu bir taşı bizlere tanıttı. Onun da fotoğrafını Facebook’tan paylaşayım. Ben de Tarih bölümü öğrencisi olduğumdan bahsettim,okulumdan ve bölümümün zorluklarımdan bahsettim,hatta ilk sınava girdiğim sene az daha arkeoloji tutturacağımdan söz ettim. Özellikle Osmanlıca’da zorlanmama şaşırdılar.
“Hoşgörülü ve güleryüzlü olun” mesajının verildiği veda hikayesinden sonra yayın alanı toplanmaya başladım. Nesli abladan bir kalemle kağıt rica edip sitenin adresini yazdım. O sırada biraz beklemek zorunda kaldım,çünkü sanırım bir yerel gazeteci röportaj yapmaya gelmiş. O sırada canlı yayın alanı toplanıyordu.İşleri bitince son defa Geveze abiyle ve Nesli ablayla vedalaştım,iyi dilek ve temennilerimi ilettim,teşekkür ederek ayrıldım saat 10 civarlarında. Haaaaa,giderken bir de fotoğraf çekindik Nesli ablayla,tam oldu 🙂 Ama çekinmemiz kolay olmadı,eskiden kalan telefonumun ön kamerası var zannetti sonra da ters tuttu 😀 O arada sitemin adresini yazarken Starbucks’çı küçük bir kapta mango suyu ikram etti,tadı hoşuma gitti,karışık meyve suyu gibi 🙂


Sonuç
Organizasyon genel olarak çok hoştu,gerek program ekibi gerek de konuklar çok sıcak karşıladı bizi. Geveze mütevazılığıyla bir kez daha kendini hayran bıraktı,favori adamlarımdan biri olduğunu ispatladı. Tek kusur,elbette Geveze’nin elinde olmayan bir şeydi ve anlayışla karşıladım,sohbetlerimizi gerek yayın planı gerek de diğer katılımcıların sayesinde ortalama seviyede tutmak zorunda olmamızdı. Yoksa daha çok muhabbet ederdik. Radyo tekniğinden anladığımı anlatınca “benden iyisin bu konuda” dedi. Ayrıca Metro FM’deki Cengiz abiye de selam gönderdim,o bizim enerji küpümüz dedi,ben de biraz onun icraatlerinden bahsettim 😀 Ve gelecekte İstanbul’daki stüdyoları ziyaret etmemin –ki çok önem verdiğim bir iş- imkansız olmadığını öğrendim,sadece randevulaşmak gerekiyormuş. Güvenlik zorluk çıkarır dedim,fotografçı görevli de “bunun dışında müsait zamanları var,gelmeden iletişime geçmelisin” dedi. Kendimi hem Geveze’ye,hem de kalan program ekibine iyi sevdirdiğimi düşünüyorum.
Bu ziyaretten güzel şeyler öğrendim. Hoş bir deneyim oldu ve oldukça eğlendim. Bir seyyar radyo stüdyosunun tozunu yutmak suretiyle canlı yayın ortamına,hareketliliğe,zamana karşı mücadeleye tanık oldum. İleride daha çok tanık olacağımız şeyler var,bu daha başlangıç müzik ve eğlence medyası için.
Çalışmalarını takdir ettiğim ve hep arkasında durduğum Karnaval Medya’dan ve Virgin Radio’dan,üst yönetimden alt kademesine kadar bu projelerinin devamını ve sıklıkla olmasını dileyerek başlıyorum. Çünkü dinleyiciyle bütünleşmek için gelişen teknolojiden yararlanmak çok önemli bir şey. Artık öyle bir boyuta geldi ki iş,3G ağıyla bile görüntünü dünyaya ulaştırabiliyorsun. Bence her sene dinleyici yararına otobüs turnesine çıkılmalı,daha uzun süreler şehirlerde kalınmalı.
İkinci teşekkürüm de program ekibine. Program bu ekip olmasa bu kadar düzenli ve seri işlemezdi. Ve 20 seneyi aşkın bir süre bu kadar başarılı ilerlemezdi. Bir radyo programının da kolay hazırlanmadığına tanık olduk.

Üçüncü teşekkürüm ise Ankara’nın en yeni alışveriş merkezlerinden,üst segmente hitap etse de mimari olarak oldukça beğendiğim,Geveze’nin showuna da kucak açan Next Level AVM’ye,
Son teşekkürüm de bizlere kucak açan,bence radyo dünyasının en mantıklı ve realist konuşan adamlarından biri olan Geveze’ye. Kendisiyle biraz geç tanıştım fakat değdi. Umarım başarıları daim olur,kaliteli ve bir o kadar mütevazi adam. Programı hafta içi her sabah 6:30’dan 10:00’a kadar,dinlerseniz güne hem farklı bir şekilde başlamış hem de aydınlanmış olursunuz. Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarından mutlaka kendisini takip edin. Haaaaa,Nesli ablanın da Twitter’ını unutmayalım. Umarım bir daha görüşeceğiz 🙂
Son olarak da bir kamera arkası,tek foto çekim anımdan:

Reklamlar